8 Mayıs 2017

Türkiye'de Kadın Olmak Nasıl Birşey?

Uzunca bir aradan sonra yeniden merhabalar,

Bloğumu ihmal ettiğimin farkındayım ama bir süredir keyifsizim ve eskiden paylaştıklarıma benzer eğlenceli konularda yazmak  inanın içimden gelmiyor.


Malum ülkemizdeki siyasi,iç huzursuzluklar,terör tehlikesi,şaibeli bir referandum sonrası geleceğimizle ilgili ortaya çıkan birsürü belirsizlikler,komşularımızda devam eden kanlı savaşlar,göçmen krizleri,milletleri,dinleri,medeniyetleri biribirinden ayıran nefret söylemi... vs diyerek uzayıp gidiyor bu liste...


Bazen neden böyle bir zaman diliminde dünyaya geldiğimi soruyorum kendime,onca güzel,insanca yaşanılası dönem varken aklıma gelip duruyor bu tuhaf soru...


Aslında biz Türklerin hayattan,siyasetten öyle çok büyük beklentileri pek yoktur.
Sadece kendimiz,ailemiz ve çocuklarımızın onurlu,özgür,eşit,adaletli bir ülkede yaşamasını isteriz.Genelde böyledir,çevremden biliyorum.
Yani İsveç düzeyinde bir İskandinav hayalini ülkemiz için kursakta bizden çok uzaktır biliriz, o yüzden beklentilerimizde makuldür:) 

Mesela ben üniversite mezunu,yabancı dil bilen,iyi kötü kendini yetiştirmiş bir Türk kadını olarak toplumda iş,siyaset ve kültürel anlamda tamamen eşitlikçi bir ortam hayal ediyorum biz kadınlar için.
Ama farklı koşullarda dünyaya gelmiş başka bir kadın kardeşim kadın olduğu için okutulmuyor,çocuk yaşta evlendiriliyor,baba,koca veya abi şiddetine maruz kalabiliyor küçük yaşlardan itibaren.Eşi tarafından sözlü,fiziki şiddete maruz kalabiliyor ve sessiz çığlıklarını ailesi,devlet dahil kimse duymuyor.
Bu toprakların yetiştirdiği bazı katiller hiç düşünmeden katlediyorlar hayat arkadaşlarını,çocuklarının annesini.
Mahkemeye çıkarken bir takım elbise giyinip iyi halden yararlandırılıyorlar devletin hakimleri tarafından.
Veya İstanbul'un göbeğinde bir hemşire otobüste sadece şort giydiği için dövülüyor ve bunu yapan saldırgan tutuksuz yargılanıyor,yani aramızda.


Donanımlı bir kadın olmanın artık bir anlamı kalmadı bu ülkede.
Arkasında kamu desteği gören şiddet yanlısı erkek için bu ülke cennet olabilir ama peki ya biz kadınlar için?
Evet tam bir cehennem olma yolunda ilerliyoruz.
Şunu duyar gibiyim.Ben ailemden de kocamdan da şiddet görmedim.
Bende görmedim ama bunun için sevinemiyorum.Bu kadar kadın zulüm görürken,katledilirken kendim için sevinemiyorum...


En basitinden cinsi eşitsizlikle aile içinde dünyaya geliyor kız çocukları.
Erkek kardeşlerinin sahip olduğu özgürlükler,anne ve babaları tarafından verilen şımarıklığa varacak haklar kız çocukları için elbette geçerli değil.


Eğitim hakkı,çalışma hakkı,her anlamda erkeklerle eşit bir kadın olarak varolma ideali giderek kayboluyor toplumumuzda.Üstelik artan radikal dini etki kadınların giyim kuşamına,hertürlü yaşam biçimine müdahale etmek istiyor tıpkı Arap ülkelerinde olduğu gibi.Şunu unutuyorlar bir kadının özgürlüğüdür kanatları,o nasıl uçacağına kendi karar vermelidir.
Kaldı ki Türk kadını hem modern hem geleneksel değerlerini unutmadan nasıl giyineceğini,yaşayacağınıda bilir.
Kadınlar kendi özgür iradeleriyle istedikleri gibi giyinebilmeli ve kimse onların kılık kıyafetleriyle ilgili üzerlerinde baskı kurma hakkına sahip olmamalıdır.


Şunu merak ediyorum.
Kurallar,yasaklar neden hep kadın içindir,mesela kalbi,bakışı kötü olan erkek neden yaptırıma uğramaz.
Bakın burada tüm otoritelerden bahsediyorum.
Yasak,ceza,zulüm denince neden ilk kadın akla geliyor.
Sadece insanca,onurlu birşekilde yaşamak için daha ne kadar can verecek kadınlar....


Kendimi bildim bileli ülkemiz kadınlar için yaşanması kolay bir yer olmadı.
Aile baskısı,eş baskısı,devlet baskısı,din baskısı,sosyo kültürel baskı hep kadınların omzunda taşındı.İşte bugünlere gelindi...


Ben erkek olsun,kadın olsun her iki cinsin birbiriyle eşit olması gerektiğine inanarak büyüdüm.Dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığınızda kadın erkek eşitliğindeki seviye o ülkenin gelişmişlik endeksini belirler.
İşte bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk Avrupa'nın pekçok ülkesinden önce Türk kadınına hem seçme hem seçilme hakkını vermişti.O muhteşem vizyon bugüne dek devam etse biz nasıl bir ülke olurduk diye düşünmeden edemiyorum.Emin olun İskandinavya rüyası yerine Türk rüyası hükmederdi dünyaya.Özgürlüğün,insani gelişmişliğin üst düzeyde olduğu bir ülkede herkes yaşamak ister zira. 


Bu tarz bir yazı ilk defa kaleme alıyorum bloğumda.
O nedenle dostlarım,takipçilerim şaşırmış olabilirsiniz.Ama içimde biriken üzüntü,öfke,hayal kırıklığı öyle yoğun ki burada yazmanın bana iyi geleceğini düşündüm.


Sözlerimi bana ait şu dizelerle bitirmek istiyorum:

Biraz umut ekelim günlerimize
Kadınların şen kahkahalarla güldüğü,çocukların hiç ağlamadığı
Dünyada tüm silahların sustuğu
Şöyle bir bayram yerinde buluşalım dostlar
Sevgiyle muhabbetle sarılalım birbirimize
Zira hayat çok kısa
Bir göz açıp kapatmışsın yıllar geride kalmış
Yaşam mucizesini kaçırıyoruz tüm bu dertlerin ortasında...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder