27 Eylül 2016

EYLÜL FAVORİLERİM

Herkese Merhabalar,

Eylül ayında en sevdiğim ürünleri hadi tek tek inceleyelim:)


Physicians Formula Super CC Cream:
Bana fondötenlerimi bir kenara bıraktıran CC kremdir kendisi.


İnce yapısı,cildimi çok kapatmadan sağlıklı ve canlı göstermesi,karma cildimi ağırlaştırmaması, üstelik içinde SPF 30 olmasıyla benden tam not aldı:)))  

Rimmel London Insta Flawless:


Hafif renk veren,bana göre amacı kapatıcılık değil ama cilde sağlıklı bir görünüm kazandırmak olan bir ürün Insta Flawless.
Bu üründe cildimi ağırlaştırmıyor.
İçerisinde SPF 15 var.

Physicians Formula Butter Bronzer:
Bu yazın başından beri severek kullandığım mis gibi hindistancevizi kokan,şahane ambalajı ile bana yazı anımsatan bir bronzer.
Temmuz ayında Butter Bronzer ile ilgili bir inceleme yazısı yazmıştım.
Okumak isterseniz buraya tıklayın

NYX HD Finishing Powder / Translucent:
Pekçok highend translucent pudranın üzerinde kalitede bir ürün.


Nyx Bağdat caddesi mağazasından aldığım bu şahane pudrayı kapatıcımı sabitlemek ve yüzümde yağlanmaya meyilli T bölgemde kullanıyorum.
Birkere incecik bir yapısı var,sabitlemesi başarılı,parlamayı engelliyor.
Bu ürünün başka renkleride vardı özellikle sarı tona yakın bir rengi var ona da bakmak istiyorum.

Sigma 3DHD Kabuki Fırça: 
Sigma'nın bu fırçasını fondöten,bb ve cc krem gibi likit ürünlerle severek kullanıyorum.


Ürün cildin tüm noktalarına çok iyi nüfuz ediyor.
Kesimi itibarıyla klasik fırçalardan farklı,sanırım farkı fırça kesiminden kaynaklanıyor.
Krem ve stick fondötenlerle denemedim ama başarılı olacağına inanıyorum.

Maybelline Fit Me Concealer:


Maybelline'nin maalesef ülkemizde satılmayan ürünlerinden Fit Me kapatıcı.
Eylül ayında elimden düşürmediğim kapatıcım oldu.

Loreal False Lash Sculpt Mascara:
İngiltere'de Boots'dan aldığım bu rimel kesinlikle bu ay favorim oldu.
Türkiye'de satılıp satılmadığını bilmiyorum,umarım bulabilirim çünkü bitince yenisini almak istiyorum.
Kirpiklerimi tek tek ayırıyor,uzatıyor ve hacim katıyor.
Benefit Roller Lash'ten sonra ikinci favori rimelim şimdilik:)

NYX Cream Blush / Tea Rose:
Nyx'in bu krem allığını çok seviyorum.

Dağıtması kolay,stippling tarzı bir fırça veya makyaj süngeri ile doğal sonuca ulaşıyorum.
Cilt tonuma yakıştırıyorum,sanırım kısa sürede dibini görürüm:))

Kiko EyeBrow Marker / 02 numara:
Kiko'dan sıradışı bir ürün:)))


Keçeli eyeliner kaleme benziyor.
Kullanımı pratik,kaşlarımda boş olan kısımlara hafif hafif uyguluyorum.
Rengi ve yapısıyla kaşlarımda istediğim doğal görünümü yaratıyor.
Aklıma gelen tek soru işareti keçeli uçlu olmasından dolayı ürünün ne kadar süre dayanacağı.
Bakalım deneyip göreceğiz:)

NYX Butter Gloss / Eclair:


Nyx Butter gloss'lardan daha önce Tiramisu rengini severek kullanmıştım.
Eclair rengi ise daha açık, özellikle mat rujların üzerine çok sık kullanıyorum.

Kiko Everlasting Colour Precision Lipliner / 403: 
Kiko'dan şahane bir ürün keşfi daha:)))


Bu dudak kalemi iki uçlu,bir ucunda kalemi,diğer ucunda dağıtma aplikatörü var.
Bugüne kadar kullandığım en kolay sürülen,en yumuşak dudak kalemlerinden biri.
Üstelik çok kalıcı,rujlarımın kalıcılığını çok  daha fazla artırıyor.
Kesinlikle başka renklerinide almayı düşünüyorum:))

NYX Jumbo Pencil / Yogurt:
Kısa bir zamanda bu kalemin dibine gelmiş durumdayım.


Şahane bir renk "Yogurt"
Doğal,ister tek başına,ister farklı farlarla çok güzel makyajlar elde edilebilir bu kalem farla.

Nars Audacious Lipstick / Anita:
Nars'ın Audacious serisi high end marka rujların en kalitelilerinden bence.
Anita özellikle günlük makyajımda severek kullandığım bir ruj.



Oldukça kalıcı,mat bir yapısı yok ama pigmentasyonu çok iyi.
Lüks bir ambalaja sahip,mıknatıslı kapağı sıradışı:)

Moshos Garden Gülsuyu:


Tonik olarak kullanıyorum,çok memnunum,bitmek üzere.
Moshos Garden'ın sevdiğim ürünlerinden.

L'instant de Guerlain Parfüm:
Benim zaman içinde dönüp dönüp yeniden kullandığım bir parfümdür.


Kullandığım hiçbir parfüme benzemiyor.
Yormayan,farklı notaları özenle birleştiren,klasikleşmiş ama dediğim gibi hiçbir parfüme benzemeyen bir kokuya sahip.

Uzun bir yazı oldu,okuduğunuz için teşekkür ederim:)
Sizlerin bu ay ki favori ürünleriniz neler?

17 Eylül 2016

LONDRA'DAN KOZMETİK ALIŞVERİŞLERİM


Merhabalar,

Bir önceki yazımda Londra seyahatimde gördüklerimi ve ilk izlenimlerimi sizlerle paylaşmıştım.
Bu yazımı halen okumadıysanız linki için tıklayın

Gelelim makyaj meraklıları için hazırladığım ikinci Londra post'una:))

Londra'dan hangi makyaj ürünlerini aldım, hadi toplu halde aldıklarıma bir bakalım:)


Öncelikle İngiltere'nin en büyük drugstore'larından Boots'a uğradım.
Oxford caddesindeki şubesinden NO 7,Bourjois ve Real Techniques
ürünlerinden alışveriş yaptım.




Hazır karşıma çıkmışken Maybelline Age Rewind ve meşhur Collection Lasting Perfection kapatıcılarını da aldım.


Ardından hemen yanında Superdrug mağazası vardı.
Burada da Boots'ta olmayan Makeup Revolution markasından palet ağırlıklı alışveriş yaptım.

  • Flawless Palet
  • Ultra Contour Palet
  • Golden Sugar 2 Rose Gold Allık paletlerini aldım.

Makeup Revolution markasının "Fortune Favors The Brave" paletini bu şubede bulamadığım için başka bir şubede buldum:))

Mua markasından şu gördüğünüz aydınlatıcıyı aldım.


"I love makeup" markası Superdrug'ta satılıyor.
Bu markadan "Death by Chocolate" paletini aldım.

Ayrıca almayı çok istediğim kalp şeklindeki "Blushing Hearts" allıklarının istediğim renklerini iki Superdrug mağazasında da maalesef bulamadım.
Artık bir sonraki sefere diyelim:((

Bu arada hatırlatmakta fayda var:
Makeup Revolution gibi, I love makeup ve MUA markalarının standlarını SuperDrug mağazasında gördüm.

Gelelim en nadide parçalar Charlotte Tilbury ürünlerine.
Covent Garden'ı merak ediyordum ama gitmek istememin en önemli nedeni itiraf ediyorum C.T. mağazasına gitmekti:)))
Biz makyaj tutkunları iflah olmayız:))))

Neyse efendim C.T'den aldıklarım ise şöyle:)


Uzun zamandır listemde olan bu ürünlere kavuştum sonunda:))
  • Magic Foundation
  • Pillow Talk dudak kalemi
  • Luxury Palette'lerden Dolce Vita(4'lü far paleti)
  • Eyes to mesmerize krem farlardan Mona Lisa

Ürünlerin herbirini deneyip yorumlarımı sizlerle paylaşıyor olacağım.
Ancak sizlerin merak ettiği ürünlere öncelik vermek istiyorum,
yorum bölümünde incelememi istediğiniz ürün/ürünleri belirtirseniz sevinirim.

Kendinize iyi bakın,yeni yazılarda görüşmek üzere:))

14 Eylül 2016

LONDRA SEYAHATİMDEN İZLENİMLER


Herkese Merhabalar,

Bayram öncesi ailecek çıktığımız Londra seyahatinin tüm detaylarını bu yazımda sizlerle paylaşmak istedim.


Açık söylemek gerekirse seyahate çıkmadan önce bazı şüphelerim vardı.
3,5 yaşında oldukça hareketli bir erkek çocuğu ile başedebilir miyiz diye eşimle endişeler taşıyorduk.
Bu seyahat Doruk ile çıkacağımız ilk yurtdışı tatil olacaktı.
Cesaretimizi topladık,hayat gelip geçiyordu ve bizimde bu büyük adımı atmamız gerekiyordu.

Valizler hazırlandı ve uçuş günü geldi çattı.Londra-İstanbul uçuş süresi 4 saat.Ancak Sabiha Gökçen havaalanından kalkacak uçağımız 45 dakika kadar rötar yaptı.Boyama ve hikaye kitaplarımız uçuş süresince bize çok yardımcı oldu.Gatwick havalanına indik ve bir oh çektik.
Yaklaşık 5 saattir uçaktaydık ve artık Londra'daydık.
Ancak hoş olmayan bir sürpriz bizi bekliyordu.
Bundan bahsetmeden geçemeyeceğim arkadaşlar.
Pasaport kontrolü sırası hiç abartmıyorum 2 saat sürdü.
Yaklaşık 2 saat ayakta pasaport kontrolü için sıra bekledik.
Üstelik 5 saat uçakta kalmış 3.5 yaşında bir çocukla 2 saat kuyrukta beklemek ne demek biliyor musunuz???
Bu gerçekten çok kötü bir karşılama oldu bizim için.Avrupa Birliği vatandaşları için ayrı bir bölüm vardı ve onlar hiç beklemeden hemencecik pasaport kontrolünden geçiyorlardı.
Dünyanın geri kalan vatandaşlarını ise çileli bir kuyruk bekliyordu.
Bir ülkeye bu şekilde girmek gerçekten moral bozucu üstelik AB vatandaşı ayrımı yapılarak satlerce bekletilmek son derece yanlış ve çiftestandartlı bir uygulama.
Uzun bir uçuştan sonra hiç kimseyi bu kadar uzun kuyrukta bekletmemeli bir ülke.Umarım bu sorunu çözerler zira çok arkadaşım bu konuda sıkıntı çektiğini belirtti!!!

Neyse efendim bu sıkıcı hoş geldinden sonra otelimize akşama doğru ulaştık,bavullarımızı bıraktık ve hemen attık kendimizi dışarı.Otelimize yakın olan London Eye turunu yaptık.Londra'yı kuşbakışı seyrettik,bol bol fotoğraf çektik,çok keyifli anlardı bizim için.



2.GÜN:
Londra'nın meşhur kırmızı otobüsü Big Bus'a atlayıp şehir turu yaptık.
Trafik oldukça yoğundu,ancak pekçok yeri görme fırsatımız oldu.
Alışverişin kalbinin attığı meşhur Oxford caddesinde dolaştık ve alışveriş yaptık.

Simit Sarayı'nı görüp simitle kahvaltı etmenin mutluluğu:))


Caddenin tümünü gezemesemde Primark,Topshop,Boots,SuperDrug ve Selfridges mağazalarını gezip,alışveriş yaptım.Özellikle Primark mağazası uygun fiyatlı ve geniş seçenek sunan ürün gruplarıyla yoğun birşekilde kalabalıktı.
Bir makyaj blogger'ı olarak Boots,Superdrug ve Selfridges mağazaları ayrıca ilgi alanıma giriyordu.Kozmetik alışverişlerimi bir sonraki yazıma bıraktım:))

2.günün akşamında Her Majesty's Theatre'de "The Phantom of the Opera" müzikalini izledim.


Büyüleyici bir tiyatro salonunda efsaneleşmiş bir başyapıtı soluksuz izledim.1986'dan beri oynanan The Phantom of the Opera zamansız konusu ve görsel efektlerle birleşen müzikal performansıyla benden tam not aldı.Unutmadan bu müzikalin biletin Londra'ya gitmeden önce internetten satın almıştım,çünkü yer bulmak zor olabiliyormuş.

3.Gün: Covent Garden bölgesini keşfetmeye ayırdım.Cafe'lerin,restaurantların,çeşit çeşit mağazaların olduğu Covent Garden bölgesini ve yakın çevresindeki sokakları elimden geldiğince,ayaklarım dayandığınca gezdim:)) Londra'daki sayılı günlerimde şunu anladım ki bu şehri keşfetmenin en güzel kısmı yürüyerek görmek, birde sıra beklemek bu şehrin şanındanmış.Restaurantlarda dahil pekçok yerde bolca sıra bekledik hani...

3.günün akşamında Leicester Square'de M&M World mağazasına gittik.Hepimiz çocuklar gibi şendik,bir eğlendik bir eğlendik sormayın:))









M&M'slerin rengarenk dünyasından çıkmak hiç istemedik.Doruk için burası birtür eğlence adasıydı sanırım:)))

4.Gün: Seyahatimizin sonuna yaklaşıyorduk.Az zamanda çok yer görmek hedefimizdi.Bu günü National History Museum ve Victoria&Albert Museum'a ayırdık.

National History Museum uzun zamandır görmeyi çok istediğim bir müzeydi.



Nefes kesen güzellikte bir yapıdan içeri giriyorsunuz ve karşınızdaki merdivenlerde sizi Charles Darwin'in heykeli karşılıyor.


Altında da şunlar yazıyor:

"Freedom of thought is best promoted by the gradual illumination of men's

minds,which follows from the advance of science."

Oldukça geniş kapsamlı bu müze, Orange Zone,Blue Zone ve Red Zone bölümlerinden oluşuyor.Her biri farklı galerilerden ve sergilerden oluşup,sergiledikleriyle ziyaretçilere kapsamlı bilgi sunuyor.En güzel kısmı ise pekçok bilimsel veriyi görsel olarak anlatırken sizinde bunu
deneyerek görmenizi sağlıyor.Her bölüm çok emek verilmiş ve kapsamlıydı ama benim en çok beğendiğim bölüm dünyanın oluşumunun,insanlığın evriminin,volkanların,depremlerin sergilendiği Red Zone'du.




National History Museum gerçekten Londra'da görülmesi gereken bir müze...

Ardından hemen yanında Victoria&Albert Müze'sini ziyaret ettik.Osmanlı İmparatorluğu'na ait eserler özellikle ilgimi çekti.Bu müzeyi Doruk uyuduğu için tamamen gezemedim,artık bir sonraki sefere:)))
Bu günün akşamı Oxford caddesinde ailecek bir tur attık.

5.GÜN: Londra'ya elveda zamanı...
Uçağımız Stansted Havaalanından kalkacaktı.Toparlandık ve yollara düştük.Londra merkezdeki otelimizden Stansted Havalimanına taksiyle gittik.Şehirden ve kalabalıktan biraz uzaklaşınca uçsuz bucaksız yeşillik ve bozulmamış bir doğa eşlik etti bize.

Londra seyahatimiz ile ilgili şunu belirtmeliyim bu şehri keşfetmek için kesinlikle daha uzun bir zamana ihtiyaç var.Bir sonraki seyahatimizde görmek istediğim yerleri şimdiden haritada işaretledim.

Umarım severek okuduğunuz bir yazı olmuştur ve Londra'ya seyahat edecekler için bir önfikir verir.

Mutlu kalın:)))))

2 Eylül 2016

SON ZAMANLARDA EN SIK KULLANDIKLARIM

Merhabalar,


Yaz aylarını minimum makyajla geçirdim, çoğu günler makyaj hiç yapmadım desem yeridir. Ama bir blogger'ın makyaja özlem duyduğu günler elimin en sık gittiği ürünleri paylaşmak istedim sizlerle:))


Rimmel London Insta Flawless Skin Tint: Yaz sıcaklarında fondöten ve bb krem dahi kullanmaya tahammülüm olmadığı için cildime hafif bir renk verip,birazcık eşitlesin diye bu ürünü severek kullandım.İçerisinde SPF 15 olması güzel bir özelliği:)

Physicians Formula Butter Bronzer: Bu yaz en çok kullandığım iki bronzerdan bir tanesidir kendisi.Kapağını açınca mis gibi hindistancevizi kokması cabası.Bu ürünün ayrıntılı incelemesini en son yazımda yazmıştım,okumak için tıklayın

NYX HD Finishing Powder: Nyx ganimetlerimin en güzellerinden.Bendeki Translucent rengi,pakette beyaz duruyor,hafifce dağıtınca hemen yayılıyor.Yumuşacık bir yapısı var,özellikle yaz aylarında parlama ve yağlanmayı bir miktarda olsa azaltıyor.Ama çok sıcak ve nemli havalarda kesin çözüm değil tabi.Yinede elimdeki pek çok renksiz sabitleme pudrasından daha başarılı bence.Nyx mağazasında başka renkleride vardı gözümden kaçmadı yani:)

NYX Jumbo Eye Pencil: Nyx'in en pratik ve hayat kurtaran ürünleri bu Jumbo kalemler bence.Bir sürü renk aldım,daha koyu olanları var koleksiyonumda.Yaz aylarında ise elimin en çok gittiği renk "611 Yogurt"



Kalıcılığı,rengi,tek başına bir maskarayla bile kullanılmasını çok seviyorum.

Urban Decay Tonic tekli far: 



Lila tonlu yanar döner,pırıl pırıl bir far.
Yaz aylarına çok yakıştırdığım bir renk.
Rengine bayılıyorum,altına bir bazla daha da güzel hale geliyor.

Rimmel London Sun Shimmer Bronzer: Bendeki rengi 001 Gold Princess.İçerisinde üç farklı tonu barındıran ve cildime doğal bir bronzluk veren bir ürün.Uygun fiyatı ve doğal duruşu ile elimin hep gittiği bronzerlardan.

Mac Pro Longwear Concealer: Mac'in klasikleşmiş ürünlerinden biri.
Kapatıcılığını beğeniyorum.Birazcık rengi bana koyu geldiği için yaz aylarında daha çok tercih ettim.Ağız kısmında basmalı bir pompası var,kullanımı kolay.Minicik bir miktar almak işinizi görecektir zira çok yoğun bir yapısı var.

They're Real Rimel / Beyond Blue: Benefit They're Real'in bu mavi rimelini çok sevdim.


Siyah olan renginide severek kullanırdım.Bu renk ise çok daha farklı bence.Uyguladığımda kirpiklerimin uçlarında çok doğal mavi yansımalar görüyorum.Ben çok doğal buldum bazı renkli maskaralar çok suni bir görüntü verebiliyor.Bu anlamda tek renkli maskaram bu olsun şimdilik yeter diyorum:)


ELF Instant Lift Brow Pencil: Bendeki rengi Neutral Brown ve kaş rengimle uyumlu.Bir ucunda kaş kalemi diğer ucunda ise kaş fırçası olması oldukça pratik.Bu kaş kaleminin en sevdiğim tarafı kaşlarımı çok doğal bir şekilde doldurması.Ben şekil vermekten ziyade boşlukları hafifçe doldurup tarıyorum ve istediğim sonucu elde ediyorum.

Benim son zamanlarda en sık kullandığım ürünler bunlardı.
Sonbaharın gelişi ile daha fazla makyaj yapmaya dönmeyi umuyorum:))
Mutlu günler:)))