14 Eylül 2016

LONDRA SEYAHATİMDEN İZLENİMLER


Herkese Merhabalar,

Bayram öncesi ailecek çıktığımız Londra seyahatinin tüm detaylarını bu yazımda sizlerle paylaşmak istedim.


Açık söylemek gerekirse seyahate çıkmadan önce bazı şüphelerim vardı.
3,5 yaşında oldukça hareketli bir erkek çocuğu ile başedebilir miyiz diye eşimle endişeler taşıyorduk.
Bu seyahat Doruk ile çıkacağımız ilk yurtdışı tatil olacaktı.
Cesaretimizi topladık,hayat gelip geçiyordu ve bizimde bu büyük adımı atmamız gerekiyordu.

Valizler hazırlandı ve uçuş günü geldi çattı.Londra-İstanbul uçuş süresi 4 saat.Ancak Sabiha Gökçen havaalanından kalkacak uçağımız 45 dakika kadar rötar yaptı.Boyama ve hikaye kitaplarımız uçuş süresince bize çok yardımcı oldu.Gatwick havalanına indik ve bir oh çektik.
Yaklaşık 5 saattir uçaktaydık ve artık Londra'daydık.
Ancak hoş olmayan bir sürpriz bizi bekliyordu.
Bundan bahsetmeden geçemeyeceğim arkadaşlar.
Pasaport kontrolü sırası hiç abartmıyorum 2 saat sürdü.
Yaklaşık 2 saat ayakta pasaport kontrolü için sıra bekledik.
Üstelik 5 saat uçakta kalmış 3.5 yaşında bir çocukla 2 saat kuyrukta beklemek ne demek biliyor musunuz???
Bu gerçekten çok kötü bir karşılama oldu bizim için.Avrupa Birliği vatandaşları için ayrı bir bölüm vardı ve onlar hiç beklemeden hemencecik pasaport kontrolünden geçiyorlardı.
Dünyanın geri kalan vatandaşlarını ise çileli bir kuyruk bekliyordu.
Bir ülkeye bu şekilde girmek gerçekten moral bozucu üstelik AB vatandaşı ayrımı yapılarak satlerce bekletilmek son derece yanlış ve çiftestandartlı bir uygulama.
Uzun bir uçuştan sonra hiç kimseyi bu kadar uzun kuyrukta bekletmemeli bir ülke.Umarım bu sorunu çözerler zira çok arkadaşım bu konuda sıkıntı çektiğini belirtti!!!

Neyse efendim bu sıkıcı hoş geldinden sonra otelimize akşama doğru ulaştık,bavullarımızı bıraktık ve hemen attık kendimizi dışarı.Otelimize yakın olan London Eye turunu yaptık.Londra'yı kuşbakışı seyrettik,bol bol fotoğraf çektik,çok keyifli anlardı bizim için.



2.GÜN:
Londra'nın meşhur kırmızı otobüsü Big Bus'a atlayıp şehir turu yaptık.
Trafik oldukça yoğundu,ancak pekçok yeri görme fırsatımız oldu.
Alışverişin kalbinin attığı meşhur Oxford caddesinde dolaştık ve alışveriş yaptık.

Simit Sarayı'nı görüp simitle kahvaltı etmenin mutluluğu:))


Caddenin tümünü gezemesemde Primark,Topshop,Boots,SuperDrug ve Selfridges mağazalarını gezip,alışveriş yaptım.Özellikle Primark mağazası uygun fiyatlı ve geniş seçenek sunan ürün gruplarıyla yoğun birşekilde kalabalıktı.
Bir makyaj blogger'ı olarak Boots,Superdrug ve Selfridges mağazaları ayrıca ilgi alanıma giriyordu.Kozmetik alışverişlerimi bir sonraki yazıma bıraktım:))

2.günün akşamında Her Majesty's Theatre'de "The Phantom of the Opera" müzikalini izledim.


Büyüleyici bir tiyatro salonunda efsaneleşmiş bir başyapıtı soluksuz izledim.1986'dan beri oynanan The Phantom of the Opera zamansız konusu ve görsel efektlerle birleşen müzikal performansıyla benden tam not aldı.Unutmadan bu müzikalin biletin Londra'ya gitmeden önce internetten satın almıştım,çünkü yer bulmak zor olabiliyormuş.

3.Gün: Covent Garden bölgesini keşfetmeye ayırdım.Cafe'lerin,restaurantların,çeşit çeşit mağazaların olduğu Covent Garden bölgesini ve yakın çevresindeki sokakları elimden geldiğince,ayaklarım dayandığınca gezdim:)) Londra'daki sayılı günlerimde şunu anladım ki bu şehri keşfetmenin en güzel kısmı yürüyerek görmek, birde sıra beklemek bu şehrin şanındanmış.Restaurantlarda dahil pekçok yerde bolca sıra bekledik hani...

3.günün akşamında Leicester Square'de M&M World mağazasına gittik.Hepimiz çocuklar gibi şendik,bir eğlendik bir eğlendik sormayın:))









M&M'slerin rengarenk dünyasından çıkmak hiç istemedik.Doruk için burası birtür eğlence adasıydı sanırım:)))

4.Gün: Seyahatimizin sonuna yaklaşıyorduk.Az zamanda çok yer görmek hedefimizdi.Bu günü National History Museum ve Victoria&Albert Museum'a ayırdık.

National History Museum uzun zamandır görmeyi çok istediğim bir müzeydi.



Nefes kesen güzellikte bir yapıdan içeri giriyorsunuz ve karşınızdaki merdivenlerde sizi Charles Darwin'in heykeli karşılıyor.


Altında da şunlar yazıyor:

"Freedom of thought is best promoted by the gradual illumination of men's

minds,which follows from the advance of science."

Oldukça geniş kapsamlı bu müze, Orange Zone,Blue Zone ve Red Zone bölümlerinden oluşuyor.Her biri farklı galerilerden ve sergilerden oluşup,sergiledikleriyle ziyaretçilere kapsamlı bilgi sunuyor.En güzel kısmı ise pekçok bilimsel veriyi görsel olarak anlatırken sizinde bunu
deneyerek görmenizi sağlıyor.Her bölüm çok emek verilmiş ve kapsamlıydı ama benim en çok beğendiğim bölüm dünyanın oluşumunun,insanlığın evriminin,volkanların,depremlerin sergilendiği Red Zone'du.




National History Museum gerçekten Londra'da görülmesi gereken bir müze...

Ardından hemen yanında Victoria&Albert Müze'sini ziyaret ettik.Osmanlı İmparatorluğu'na ait eserler özellikle ilgimi çekti.Bu müzeyi Doruk uyuduğu için tamamen gezemedim,artık bir sonraki sefere:)))
Bu günün akşamı Oxford caddesinde ailecek bir tur attık.

5.GÜN: Londra'ya elveda zamanı...
Uçağımız Stansted Havaalanından kalkacaktı.Toparlandık ve yollara düştük.Londra merkezdeki otelimizden Stansted Havalimanına taksiyle gittik.Şehirden ve kalabalıktan biraz uzaklaşınca uçsuz bucaksız yeşillik ve bozulmamış bir doğa eşlik etti bize.

Londra seyahatimiz ile ilgili şunu belirtmeliyim bu şehri keşfetmek için kesinlikle daha uzun bir zamana ihtiyaç var.Bir sonraki seyahatimizde görmek istediğim yerleri şimdiden haritada işaretledim.

Umarım severek okuduğunuz bir yazı olmuştur ve Londra'ya seyahat edecekler için bir önfikir verir.

Mutlu kalın:)))))

4 yorum:

  1. Londra'yı özellikle covent garden ı çok severim. Bir dahaki gidişinizde, doruk ta büyümüş olacağından mutlaka bilim müzelerini gezin derim

    YanıtlaSil
  2. @Siri Yaşam Covent Garden gerçekten çok hareketli,capcanlı bir bölge.Kısıtlı zaman ve küçük çocukla her istediğimiz yeri göremedik haliyle.Umarım bir sonraki sefer hepsini gezebiliriz:)Teşekkürler önerin için cnm:)

    YanıtlaSil
  3. Ayy bayıldım! the phantom of the opera yı ne güzel düşünmüşsün <3 5 gün az gelir diyosun Londra'ya ha:/ İlerki planlarım için bi düşüneyim:)

    YanıtlaSil
  4. @Kozmetik Aşığı bu seyahatin benim açımdan en güzel kısımlarından biriydi The Phantom of the Opera'yı izlemek:) Londra'yı tam anlamıyla gezip görmek için bence 5 gün az,bizim içinde yetmedi.Listemde gezip görülecek o kadar çok yer kaldı ki,bir sonraki seyahate inşallah:))

    YanıtlaSil