25 Ağustos 2013

Yaz Hiç Bitmeyecekmiş Gibi:)

Bir yazın daha sonuna doğru geliyoruz.Yaz için alışverişler yapıldı,tatillere gidildi,koca bir bayramı arkada bıraktık.Ve Eylül geldi dayandı kapımıza.Ağustos bitmeden minik bir alışveriş yapmak istedim,bir süredir devam eden kozmetik diyetini bozdum sayılmaz değil mi:)))


Gratis & Watsons' tan aldıklarıma yakından bir bakalım isterseniz.

İlk durağım bizleri NYC ile buluşturan Watsons oldu.


NYC rujların renklerini çok beğendim ve hemen 2 renk seçtim aralarından.
NYC 443 Purple Crush ve 418 Sugar Plum(swatcları bir sonraki post'ta)
Gratis Essence standında uzun zamandır aradığım manikür çubuklarını buldum ve hemen aldım.Rosewood sticks yani gül ağacından yapılmış manikür çubukları oldukça kaliteli görünüyorlar.Tükenmeden bir tane daha almalıyım.



Sırada almayı çok istediğim iki Loreal yıldızı var.Glam Shine lip balmlardan 909 Mad for Pomegranate & 912 Sin For Peach                                                                                                                  
Essence'den çift taraflı kağıt törpü,kutusuna bayıldım.Pratik,hijyenik bir şekilde bu şirin kutudaki törpünüzü çantanızda taşıyabilirsiniz.                               

Makyaj temizleyicilerinde tercihim Loreal ve Garnier'den yana oldu.Loreal'in üç etkili temizleme suyunu duymayan kalmadı sanırım.Bende bir denemek istedim.Birde Garnier'in Esas Bakım serisinden parfümsüz,alkolsüz ve renklendirici içermeyen cilt temizleme sütünü aldım.Merak eden olursa dener denemez yorumlarımı sizinle paylaşırım.


Son olarak seçtiğim ürün makyaj ve kozmetik dışı, çok şirin ve kullanışlı bir mutfak yardımcısı.


Yaz aylarının vazgeçilmezi buz kaplarını hepimiz biliriz.Fakat bu buz kapının bir farkı var.Hem buz yapıyor hemde içine incecik bir dilim meyve koyma imkanı tanıyor.


Mesela bir bardak suyunuzun içine üzerinde limon dilimli bir buz dilimi attığınızı düşünsenize.Mis gibi,serin,limon kokulu ve aromalı bir bardak su veya farklı bir içecek.Limon dışındaki meyveleride denemeyi düşünüyorum.
Tchibo'nun her hafta değişen konseptine uygun yenilikçi tasarıma sahip ürünlerini incelemeden o haftayı kapatamıyorum.

Hepinize keyifli pazarlar diliyorum:)
Sevgiler 
  

                     

16 Ağustos 2013

Favori Yaz Ürünlerim


Haftasonu nihayet geldi:) Cumartesi sabahından herkese merhaba,

Bu yaz sıklıkla kullandığım az ama öz ürünle karşınızdayım.


İlk olarak Loreal Lumi Magique fondötenle başlayalım istiyorum.


Benim kullandığım "Rose Beige" tonu.Pompalı şişesiyle az miktarda sıktığım ürün tüm cildim için yeterli oluyor.Akışkan, ince bir yapısı var.Eklips'in pembe makyaj süngeriyle uyguluyorum.Doğal bir kapatıcılık ve aydınlık veriyor cildime.Ürünü diğer fondötenlerimden ayıran özellik cilde kazandırdığı aydınlık görünüm.
SPF 18'e sahip.Şişesi,kullanım kolaylığı,yapısı ve renk tonuyla favori fondötenlerimden biri oldu kendisi.Benim cildim normal/karma arası olduğundan ötürü çok fazla parlama yapmadı ama yağlı ciltlerde mat bitişli bir pudra gerekebilir. 


Serinin Lumi Magique Touch of Light Aydınlatıcısı ile devam edelim.


Benim kullandığım 3 numaralı rengi.Gözaltıma doğal, tam istediğim gibi bir aydınlık veriyor.Burun kenarları ve kemik üzeri,dudak çevresi,elmacık kemikleri gibi aydınlatmak istediğiniz noktalarda da kolayca uygulayabilirsiniz.


Çok pratik bir kullanımı ve doğal görünüm veren bir rengi ve yapısı var.
Serinin makyaj bazı Pure Light Primer'ıda aldım.Ancak aşırı sıcaklarda cildimi kat kat ürünle yormak istemediğimden henüz kullanmaya başlamadım.
Loreal'in Lumi Magique serisini çok sevdim.Çabuk bitecek bu ürünler:)

Hepinizin yakından tanıdığı The Balm'ın meşhur ve pekçok övgüyü hakeden Nude' tude  paletine yer vermek istiyorum yaz favorilerimde.The Balm'ın far paletlerini çok ama çok seviyorum.


O kadar kullanışlı bir paleti ki Nude'tude, uzun bir seyahate çıksam yanıma alacağım iki paletten biri olur kendisi.Diğeride The Balm'ın Jovi paleti olurdu sanırım:)
Sleek ve Serious renkleri dışındaki tonları göz kapağı ve gölgelendirmede denedim.Renk pigmentasyonu ve kalıcılıkları çok başarılı.

Güzel bir göz makyajının tamamlayıcılarından kaşlar içinse Rimmel London'un kaş kalemi Black Brown rengini kullanıyorum.


Rengi benim için biraz koyu olduğundan ötürü az miktarda ve fırçasıyla iyice dağıtarak uyguluyorum.Rimmel London'ın göz ve dudak kalemlerini çok severek kullanıyordum zaten kaş kalemide favori ürünlerim arasında yerini aldı.

Uzunca süredir çok ama çok severek kullandığım rimelim Bourjois Volumizer mascara'yı zaten defalarca anlattım:)


Favori Bourjois ürünlerim yazısında kendisine de yer vermiştim.Yazıyı okumak için tık tık

 Favori lip gloss'um Rimmel London Stay Glossy 120 numarada elimden düşüremediklerimden.İster mat bir ruj üzerine,ister tek başına rahatlıkla kullanabilirsiniz.


Bu yazın en tatlı keşiflerinden biride Crystal deo stick ve roll-on'lar oldu.


Gratislerde satılan Crystal deo stick biraz farklı bir kullanıma sahip.Ürünün üst kısmını kullanmadan önce hafifçe ıslatıyorsunuz ve kullanıma hazır hale geliyor.
Parfümsüz ve parabensiz:)
Leke bırakmıyor ve etkisi uzun süre devam ediyor.

Son birkaç aydır kullanıyor olduğum nemlendiricim "La Roche Posay Hydreane Legere" bugünkü yazımın son ürünü olsun istedim.


La Roche Posay'i' cilt bakım ürünleriyle ilgili okuduğum övgülerden sonra denemek istedim.Sabah ve akşamları temiz cildime uyguluyorum.Gerek nemlendirici olarak gerek kusursuz bir makyaja cildi hazırlamak için mükemmel bir nemlendirici.Normal/karma arası cildime çok iyi geldi,yağlandırma kesinlikle yapmadı.Ürünün içeriğinde paraben bulunmuyor.Çok hafif,tertemiz bir kokusu var.40ml'lik ambalajında satılıyor.

Bu yaz severek kullandığım ürünlerle ilgili yazımı umarım faydalı bulmuşsunuzdur, hertürlü soru ve önerilerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz.

Herkese keyifli bir haftasonu dilerim:)))) 

13 Ağustos 2013

Doruk'la İlk Tatilimiz

Yazılarıma kısa bir bayram ve tatil molası verdikten sonra yeniden dönmek çok keyifli.Burada yazmayı, sizleri çok özlemişim:)

Bayramın ilk iki gününü İstanbul'da geçirdikten sonra soluğu Çeşme'de aldık.Bebekle tatil yapma konusunda biraz endişelerim olsa da doktorunun ve çocukları olan eş dostun önerisiyle kısa bir tatil yapalım dedik.En son tatilimizin üzerinden 1 yılı aşkın bir süre geçmesi, 2013 yılının benim açımdan hamilelik, lohusalık ve annelik süreçleriyle geçmesi tatil özlemimi daha da artırmıştı.

Bayramın üçüncü günü üç kişilik valizimizle düştük yollara.Bebekli anne babaların ilk büyük sorunsalı sanırım şu: tatile uçakla mı arabayla mı gidelim? Yanımıza alacağımız valizlerin,bebek araba ve ana kucağının fazlalığını düşününce bizde ikilemde kaldık.Ancak yolun uzaklığı ve aşırı sıcaklar nedeniyle uçakta karar kıldık.Siz siz olun bebekle çıkacağınız ilk tatilinizin hazırlıklarını son dakikaya bırakmayın ve uçağı tercih edecekseniz kaçırmamak için planlı programlı hareket edin.Normalde iki kişi tatile çıkmaya hazırlanan eşim ve benim için sabahın altı buçuğunda bebekle uçağa yetişmek biraz adrenalinli oldu:) Neyseki vaktinde yetiştik uçağa.Allahtan iniş ve kalkış sırasındaki kısa bir huysuzluk dışında sorun yaşamadık giderken.İzmir Adnan Menderes Havalimanından kiraladığımız araçla bir saatte çeşmeye vardık.
Otelimize varıp odamıza yerleştikten sonra kısa bir süre dinlendik.





Tatilimizin ilk günü otelde dinlenerek, akşam üzeri ise denize girerek geçti.Pazar gününe denk gelen ikinci günse Ilıca'daki Sheraton otelin plajına gittik.Deniz dalgalı ve plaj oldukça kalabalık olmasına rağmen denize girmek güzeldi.Doruk'un ayaklarını ilk kez denize bile soktuk.

  
Denizde ve plajda çok uzun süre kalmaya alışkın biri olarak bebekle bu düzenimi tamamen değiştirdim.Güneş ışınlarının dik olmadığı 10-15 dakikalık bir süre kadar plaja çıkardık.Tabi tatil boyunca doktorunun yazdığı güneş kremini kullanarak.Eşim kapalı alanda Doruk'a bakarken bende biraz serinledim serin sularda.Mızmızlanmaya başlar başlamaz yeniden otelimize döndük.Bebekle plaj keyfi pek bir kısa oluyor,bilginize:)

Tatilimizin üçüncü ve son günü oldukça hareketli geçti.İstanbul'a gidecek olmanın ruh haliyle olsa gerek:)

Daha önce Çeşme'ye her gelişimizde mutlaka uğradığımız Okan's place adlı plaja uğradık.Plajın sloganı:Heaven on Earth.Gerçentende öyle, cennet gibi bir yer.Önceki yıllarda daha sakin ve keşfedilmemiş bir yer olmasına rağmen bu gelişimizde çok daha kalabalıktı.Yinede bizim küçük cennetimizdir Okan's place.




  





Çeşme tatilinde şapkasını sıklıkla yere düşüren oğluma en sonunda kendi şapkamı taktım:)


Birazda yemek içmekten bahsetmek istiyorum.Ilıca'da pideleriyle meşhur Dost Pide'de pide,  Kumrucu Şevki'nin Ilıca şubesinde kumru ve midye yedik:) Kumrucu Şevki'nin daha önce marina şubesini denemiştik.Orasıda gayet başarılı bir işletmeydi ancak Ilıca şubesinin deniz kenarındaki mükemmel konumu ve hizmetini bir tık daha başarılı buldum.




Ilıca'da açılan 3M Migros'a sık sık uğradık.Yakınlarındaki sosyete pazarı ise havlu,mayo,pareo,giyim,terlik,toka,kitap ve daha pekçok şey arayanlar için son derece sakin ve alışveriş için keyifli bir ortam.Doruk'la fazla gezme şansımız olmadığı için sadece hızlı bir tur atıp çıkmakla yetindik.

Çeşme'de görülecek daha pek çok yer ve tadılacak daha pekçok lezzeti arkamızda bıraktık.Başka seferlere artık diyelim:)

Oğlumuzla çıktığımız ilk tatilimizi sizinle paylaşmak istedim.Bebekle tatilin zorlukları olsa da ayaklarını tertemiz denize sokabilmek,ilk uçak deneyimini gözlemlemek çok keyifli bir tecrübeydi.

Komik bir enstantaneyide paylaşıp yazımı sonlandırmak istiyorum.İstanbul'a dönüşte uçuş öncesi(en ön sıradayız) Doruk hostesin talimatlarını büyük bir dikkatle dinledi ardından hostes onunla oyun oynuyor zannedip kahkahalar atmaya başladı.Eşimle beni, hostesi ve yolcuları gülümseten tatlı bir anı olarak kaldı bu ilk uçuşumuz:)

Sevgiler