3 Aralık 2017

TAM TÜRK FİLMİ TADINDA BİR KOMEDİ: "AİLE ARASINDA"

Merhaba arkadaşlar,

Vizyonun hızına yetişemiyorum:)
Birbirinden güzel yerli, yabancı yapımlar listemde ama ah şu vakitsizlik yok mu? 

Ben dün listemin üst sıralarında yeralan
Gülse Birsel imzalı "Aile Arasında'yı" izledim.
Film 1 Aralık'ta vizyona girdi.
Filmin yazarı Gülse Birsel, az da olsa filmde oyuncu olarak yer almış.

Aile Arasında tam Türk filmi tadında bir komedi.
Ben izlerken Türk filmlerindeki o samimiyet, 
oyuncuların o içten doğal performansları,
mekanların abartıdan uzak özgünlüklerinden etkilendim.

Hani Hint filmleri diye bir kavram var ya,
rengarenk, çılgın bir dünyanın kapılarını açan
bence dünya sıralamasında
Türk filmlerinde de böyle bir özgünlük var.

Fikret(Engin Günaydın) ve Solmaz(Demet Evgar)'ın komik bir tesadüf eseri tanışmaları, birbirinden zıt ve renkli kişilikleri onları nereye götürecek?

Solmaz'ın kızının Adanalı kebapçı bir ailenin oğlu ile evlenmesi ile 
dallanıp budaklanan olaylar silsilesi ile Adana'da buluyoruz kendimizi.

Olay kurgusu, mekan seçimleri, oyuncuların abartısız doğal oyunculukları, müzik seçimleri sıcacık bir hava katıyor filme.

Uzunca bir süredir ben böyle tam tadında bir Türk filmi izlememiştim.
Senaryoya bir kadın elinin değdiği belli.
Gülse Birsel'in yine hedefi onikiden vurduğu şahane bir eser çıkmış ortaya.

Benden sizlere tavsiyedir henüz gitmediyseniz
Aile Arasında'yı mutlaka izleyin derim:)

23 Kasım 2017

ESKİŞEHİR GEZİSİ / 2

Herkese Merhabalar,

Geçtiğimiz günlerde iki günlük keyifli bir Eskişehir gezisine çıktık.
Instagram hesabım @happywishtree 'den bolca fotoğraf paylaştım.
Henüz instagram'dan beni takip etmiyorsanız mutlaka takibe alın, zira sıkça paylaşım yapıyorum.

Kasım ayının başında günübirlik bir Eskişehir gezisi yapmıştım.
Bununla ilgili blog yazımı henüz okumadıysanız

Gelelim iki günlük yoğun Eskişehir seyahatime...

Bu sefer listemdeki ilk durak
"Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi" idi.
Odunpazarında yeralan müzenin önünde uzun bir kuyruk olsa da bekledik ve kesinlikle buna değer.
Bol bol fotoğraf çektim:)

Bir önceki sefer Odunpazarını gezmiş olduğum için bu sefer istikameti Sazova Parkına çevirdik.

Eşsiz güzellikte bir park ve müzeler alanı olan Sazova Park'ta yürüyüş yapmak,sık sık durup fotoğraf çekmek,kahve molası verip eşsiz güzelliği izlemek unutulmayacak cinsten gerçekten.
Tek şanssızlığımız buraya Pazartesi günü gelmek oldu.
Park açık olmasına rağmen müzeler kapalıydı.
Korsan gemisi hariç:)
Sazova Park'ın içindeki müzeleri keşfetmeyi bir sonraki sefere bırakıyorum artık:)

Buarada bir hatırlatma Eskişehir'deki müzelerin hemen hemen tümü Pazartesi günleri kapalı,planlama yaparken aklınızda bulunsun:)


Balmumu Heykel müzesini iyiki Pazar günü ziyaret etmişiz dedik:)
Zira o da Pazartesileri kapalıymış.

 Hadi şimdi birazda meşhur Porsuk çayını keşfedelim.
Porsuk çayının  güzelliği, iki yanında yeralan şirin kafeler, arada geçen gondollar bölgeye
oldukça Avrupai bir görünüm kazandırıyor.

Yorgunluktan bizde bir mola verip Adımlar Kitap ve Kafe'de çayımızı yudumladık.
İçerideki kitapçıdan indirimli kitaplar almakta cabası.

Bu arada yağmur yağmaya başladı ve Porsuk çayını bir kafede oturup yağmur yağarken seyretmekte bir o kadar keyifliydi.


Eskişehir'i bu ikinci ziyaretim ve ben bir kez daha hayran kaldım bu güzel Anadolu kentine.

Ulaşımı merak edenler için İstanbul/Pendik'ten Yüksek Hızlı Tren ile yaklaşık 2 saat 20 dakikada ulaşabiliyorsunuz.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...
Keyifli,bol seyahatli günler:)

15 Kasım 2017

SON ZAMANLARDAKİ FAVORİLERİM

Merhabalar,

Bugünkü yazımda son zamanlarda severek kullandığım kozmetik ürünlerimi paylaşacağım.


MAKEUP REVOLUTION FLAWLESS PALET:
MakeUp Revolution markası geçtiğimiz haftalarda Watsons mağazalarında satılmaya başladı.
Bu makyajseverler için çok güzel bir haber,çünkü marka uygun fiyatıyla oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahip.
Ben Flawless paleti Londra'dan almıştım o nedenle şuan ülkemizdeki fiyatını bilmiyorum.
Ancak indirim döneminde uyguna gelecektir diye düşünüyorum.

Toplam 36 adet fardan oluşan oldukça zengin bir palet.
Gerek ışıltılı gerek mat farlardan oluşan Flawless palet kocamanda bir aynaya sahip.


Paletten birkaç swatch paylaşmak istiyorum(baz kullanmadan)



Farlar dökülme yapıyor bu yüzden far bazı ile kullanmayı tercih diyorum.

Ayrıca farların yapıları birbirinden farklı.
Bazılarının pigmentasyonları fazlayken bazıları çok renk vermiyor.
Ancak herhalikarda hem gündüz hem gece makyajlarında farklı görünümler elde edebilirsiniz.

URBAN DECAY BEACHED BRONZER / SUNKISSED:
Hayatımda kullandığım en doğal bronzer desem abartmış olmam herhalde.
Sanırım yakında dibini görerek tarihte bitireceğim ilk bronzer olacak kendisi.

LOREAL PARADISE EXTATIC RİMEL:
Bu rimel ile ilgili çok fazla yorum okudum ve bende bir şans vermek istedim.
Şuan iki rimel kullanıyorum.
Biri Too Faced Better Than Sex maskara diğeride Loreal'in bu maskarası.
Ben rimelde hacim arayan biriyim.
Too Faced simsiyah bir maskara verdiği hacim gayet başarılı.
Bittikçe yeniden alacağım bir ürün.
Loreal Paradise Extatic ise drugstore ürün olarak fiyat performans açısından başarılı.
Evet hacim veriyor ama bir Too Faced değil.
Yinede bu rimeli beğendiğimi söylemeliyim.

URBAN DECAY NAKED SKIN KAPATICI:
Bu kullandığım ikinci tüp,sevdiğim benim cildimde iyi sonuç veren bir kapatıcı.
Bendeki rengi "Light Neural"
Bittikçe yendien alınacak ürünlerden:)

MAYBELLINE BROW PRECISE KAŞ DOLDURUCU:
Kaşlarımı doldurduktan sonra son dokunuşu bununla hafifçe geçiyorum.
İlginç bir ağzı var klasik rimel fırçası gibi değil,üzerinde fazla ürün olabilir.
Dikkatli uygulayın ürünü derim.
Bendeki renk "Medium Brown"

URBAN DECAY QUICK FIX BAZ SPREY:
Bu deneme boyu ürün Urban Decay alışverişimde deneme boyu olarak verilmişti.

Makyajdan önce baz olarak kullanılması tavsiye ediliyor ben makyaj sonrası sabitlemek içinde kullandım.
Güzel bir ürün,hoş bir hindistancevizi kokusuna sahip.

CLARINS ROUGE PRODIGE  127/Redwood Ruj:
Ne zamandır bu rujumu kullanmadığımı farkettim.
Ne mat ne de çok kremsi bir yapıya sahip.
Yani tam kıvamında,kalıcı,hele dudak kalemiyle daha da artıyor kalıcılığı.


Rengi nude kahve tonu,oldukça doğal güzel bir tona sahip.
Gold detaylı ambalajı çok şık değil mi?

ABSOLUTE NEWYORK PERFECT PAIR . DUO PARFAIT 
Gratis'lerde satılmaya başlayan bir yeni marka daha:)

Bu çok ilginç bir dudak ürünü.
Bir ucu dudak kalemi,diğer ucu ise ruj.
Dudak kalemi yumuşacık,ruj ile beraber çok iyi bir renk uyumu sağlıyor.

Yalnız ben rujun paketini attım,ürünün üzerindede numarası yazmıyor.
Bu nedenle numarasını paylaşamıyorum.
Absolute NewYork markasının diğer ürünlerinide merak ediyorum,
tavsiye edeceğiniz ürünleri paylaşın lütfen:)

Benim son zamanlardaki favori makyaj ürünlerim bunlar.
Sizler neler kullanıyorsunuz?
Sevdiğiniz ürünleri paylaşırsanız sevinirim:)

Ayrıca beni instagramdan takip edebilirsiniz:
@happywishtree

Şimdilik benden bu kadar...
Görüşürüz:))

6 Kasım 2017

1 GÜNDE ESKİŞEHİR GEZİLİR Mİ?

Herkese Merhabalar,

Bugün challenge'lı bir seyahat yazısıyla karşınızdayım.

Deli misin neden 1 günde koşa koşa gidip geri geldin?
Neden en azından 1 gece kalmadın diye sorduğunuzu duyar gibiyim?

Vefakar eşimin jesti şöyleydi:)))
Ben Doruk'a bakarım istersen günübirlik git, gel ya da istersen 1 gece kal.

Eeee bende vefakar bir Türk annesi olarak kalamam yavrumdan ayrı diyerekten çılgınca, bol koşturmalı bir Eskişehir gezisine çıktım.
Öncelikle yüksek hızlı trenle gittim.
İstanbul-Eskişehir hızlı tren Pendik'ten kalkıyor ve
yaklaşık 2,5 saat sürüyor.
Bu arada sabah 7.30 trenine bindim.
Yolculuk oldukça konforlu geçti, eşim birde business almış koltukları,
gidiş gelişte business sınıfta yemekliydi.
Yemekler oldukça lezzetliydi, serviste iyiydi.

Şehre ilk gelişimdi ve ben yürüyerek şehri tanımaya karar vermiştim üstelik  sadece 1 günde...

Eskişehir gardan şehir merkezine yürüdüm,
sabah kahvemi Caribou'dan aldım:)
Eee hadi ne bekliyorsun dediğinizi duyar gibiyim:))

Önce Haller Gençlik Merkezine gittim.
Hediyelik eşya dükkanlarının ve restaurantların karşılıklı olarak yeraldığı oldukça şirin bir çarşı.
Cam kolye aldım 2 tane, mağazaların vitrinlerini inceledim.
Mağaza ilgilileri oldukça sıcakkanlı,kibar insanlardı,sohbet ettim.
Bana şehrin görülmesi gereken yerlerini anlattılar.

Bu pasajdan çıktıktan sonra uzun bir yürüyüş başladı benim için.
Dedim ya ben şehri yürüyerek keşfedeceğim bu vakit kaybı olabilir ama olsun gördüm kadarı bana yeter.

Şehir merkezinden Porsuk çayına kadar yürüdüm.
İstanbul'un çılgın trafiği ve kalabalığından sonra bana çok sakin geldi Eskişehir.

Sakin dediysem hertürlü mağaza, restaurantın olduğu ve üniversite şehri olduğundan dolayı sokaklarda pekçok genç insanı görebileceğiniz medeni,canlı,hoş bir Anadolu şehri burası.

Porsuk çayında biraz soluklandım ve fotoğraf çektim bol bol...

Aahh içimde kaldı gondola binmek, artık bir dahaki sefere:)

Daha sonraki hedefim Odunpazarıydı:)
Ama elimde ne harita ne de başka bir şey vardı
Sora sora yani:))

İşte asıl bol challenge'lı olan mesafe Porsuk Çayı-Odunpazarı arasıydı.
Yarım saatten fazla hızlı tempoda yürüdüm.
Hadi dedim Dilek adrenalin senin işin,vazgeçmek yok başarabilirsin:))

Sonunda ayaklarım yorgun ama "gururlu ben"
tarihi Odunpazarı bölgesine ulaşmıştım.

Odunpazarı bölgesi tarihi Türk evlerinin,arnavut kaldırımlı sokakların,birbirinden zevkli,küçük dükkanların,çarşıların ve müzelerin olduğu hazine gibi bir bölge.

Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Odunpazarının hemen girişinde.
Küçük ancak sergi içeriği açısından ve mimari estetik bakımından muazzam bir müze.

Gerek Türk gerek yabancı cam sanatçılarının eserlerinin sergilendiği alandan birkaç eser paylaşmak istiyorum.
Müzenin içinde Eskişehir'in dünden bugüne tarihi,kültürel,ekonomik gelişimini gösteren videolar,fotoğrafların sergilendiği "Kent Belleği Müzesi" bölümlerine hayran kaldım.
Bu müzede emek var,estetik var,her noktasında bunu hissediyorsunuz.
Eskişehir belediyesi kent kültürünü geçmişi ve geleceğiyle anlayan oldukça vizyoner bir yerel yönetime sahip ve bu şehrin genel dokusuna da hakim zaten.

Çağdaş Cam Sanatları müzesine hayran kalarak çıktım ve karşıma geleneksel Türk mimarisini yansıtan rengarenk bu muhteşem evler çıktı.
Keşke dedim o kocaman apartman binalara hapsolmak yerine böyle zevkli evlerde yaşayabilsek diye hayıflandım...

ve karşıma "Atlıhan El Sanatları Çarşısı" çıktı.
Bir avlu içerisindeki envai çeşit takı,hediyelik eşyanın satıldığı tarih kokan mağazaların vitrinlerini gezdim tek tek.
Birkaç hediyelik eşya bile aldım.
Atlıhandan çıktıktan sonra tavsiye üzerine Kurtuluş Müzesine gittim.

Odunpazarının içinde yeralan "Kurtuluş Müzesi"
Türk İstiklal Savaşını adeta yaşayarak öğreneceğiniz bir müze.
O kadar gerçek ki,görsel ve her yönüyle anlatılıyor bu muzzam mücadele.
Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşını anlatan olağanüstü bir sunum izledim.
Kurtuluş Savaşımızı günbegün anlatan görselleri inceledim.
Ayrıca savaşta kullanılan silah,kılıç ve başlıklara bakmak bile insanı o günlere götürüyor.

Bu müzede benim en çok ilgimi çeken iki bölümü sizinle paylaşmak istiyorum:
Basın odasında Kurtuluş Savaşı boyunca çıkan Türk gazetelerini (Osmanlıca ve Türkçe çevirisiyle) hem görsel olarak hemde interaktif ekrandan takip ederek okudum.
Birkaç gazetenin anasayfasına gelin birlikte bakalım.

Bir diğer çarpıcı bölümse karikatür bölümüydü.
Kurtuluş Savaşında çıkan mizah dergilerinden seçilen karikatürlerin sergilendiği küçük ama muazzam bir alandı burası.
"Karagöz" ve "Güleryüz" adlı mizah dergilerinden birkaç örnek paylaşmak istiyorum.

Müzede ayrıca Kurtuluş Savaşını günbegün interaktif olarak anlatan bir Strateji odası var.
Kurtuluş Müzesi,Kurtuluş Savaşımızın canlı bir tanığı sanki.
Bu müzeden çok ama çok etkilendim.
Odunpazarına gelirseniz burayı ziyaret etmeyi unutmayın.

ve tabii bu harika bölgede bolbol fotoğraf çektim.

Bir daha gelmek üzere yavaş yavaş Hızlı Trenime yetişmek üzere yola çıktım.

Artık yorgunluktan isyan eden ayaklarımı dinledim ve otobüse bindim.
Porsuk çayına yakın bir yerde indim.
Trenime daha 1,5 saat vardı.
Porsuk çayındaki köprüden geçip yeniden mağazaların iki taraflı olduğu şehir merkezinden keyifli bir yürüyüş yaparak gara kadar geldim.
Garda trenimi beklerken adını tam olarak hatırlamadığım pişmaniyeye benzer buraya özgü helvadan atıştırdım.
1 günün sonunda yorgun ama gururluydum:)

Evet Eskişehir'in çok az yerini görebildim ama gördüklerim bile beni öyle etkiledi ki bu şehire bir kez daha gelmeye karar verdim.

Üstelik çok yakında yeniden geleceğim.

Bu sefer Doruk ve eşimle mi giderim yoksa yine tek kişilik bir seyahat mi planlarım bilmiyorum.

Ama akşam eve geldiğimde oğlumun beni çok özlediğini sarılışından anladım,
gün boyu Annem nerde diye beni sormuş.
Ona trene bindiğimi,çektiğim fotoğrafları gösterdim.
"Bende trene bineceğim anne" diyip diyip duruyor.
Sanırım bir dahaki sefere aile boyu gideceğiz Eskişehir'e...

Eskişehir, Kurtuluş Savaşındaki tarihi direnişi ve rolü,
cam sanatının kalbinin attığı,
üniversite gençliğinin dinamizm kattığı bir güzellikler diyarı.
Her köşesinde heykel, müze ve sanatın yaşadığı Türkiye'nin gururu
kısacası bozkırın ortasında bir mucize Eskişehir...